Şerif İzgören: Amacımız daha eğitimli bir ülke oluşurmak

10.10.2020
Şerif İzgören: Amacımız daha eğitimli bir ülke oluşurmak

Beden dili eğitmeni, yazar Ahmet Şerif İzgören, verdiği kişisel gelişim seminerleri ve kurucusu olduğu İzgören Akademi’nin imza attığı projelerine dair merak edilenleri MAG okurları için cevapladı.

Anlattıklarınız ve yazdıklarınız ile birçok kişinin hayatında kalıcı izler bırakmış biri olarak, sizi bir de kendinizden dinleyebilir miyiz?

On dört yaşında, Kuleli Asker Lisesi’ne gittim ve subay olarak çıktım. Üsteğmen olduğum dönemde kendi isteğimle askeriyeden ayrıldım. Dört yıl Ankara Üniversitesi’nde çalıştım daha sonra özel sektörde, iki patron şirketin genel müdürlüğünü yaptım ama zamanla, bu patron şirketlerde kendi ilkelerimle çalışamayacağımı fark edip kendi işimi kurdum. Şu an beş şirketin yönetim kurulu başkanıyım. Bunun yanı sıra kitap yazıyorum, seminer düzenliyorum. Yayınladığım otuz iki kitabım var.

Meslek hayatınızda şu anki konumunuza gelmenizi sağlayan dönüm noktanız nedir?

Ordudan ayrılmaya karar verebilmem dönüm noktam oldu. Çünkü istifa etmek hem çok zor hem de büyük risk taşıyor. O dönemde herkes şikâyet edip ayrılırken ben hiç söylenmeden ve son güne kadar en iyi şekilde çalışarak istifa ettim. Aldığım bu kararda eğer etrafımdakilerin söylediklerini dinleyip, fikirlerini alsaydım bu kararı veremezdim.

Kişisel farkındalık ve gelişim ile ilgili çıkardığınız kitaplarda özellikle verdiğiniz tavsiyeler var mı? Yoksa okuyucuların yorumuna mı bırakıyorsunuz?

Aslında kitaplarımda tavsiyede bulunmamaya dikkat ediyorum. Çünkü kendileri okuduklarından ders çıkarmayı başarırlarsa tavsiyeden daha etkili ve kalıcı oluyor. Kitap ya da seminerlerde, bir şeyleri dikte etmeye başladığınızda kimse dikkate almıyor.  O yüzden kitaplarımda, neredeyse hiç tavsiye yok. Çünkü her birey, aynı hikâyeden farklı anlamlar çıkarabiliyor. Tavsiye vermekten ziyade kendi çıkardığım derslerden bahsediyorum.

İzgören Akademi’den ve Sosyal Sorumluluk Projeniz olan “Uğur Böcekleri Projesi” hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

İzgören Akademi’nin sekiz bölge müdürlüğü ve yüze yakın çalışanı var. Alanında, Amerikalıları da geçmiş sayılı kuruluşlarda bir tanesiyiz. Amacımız; daha eğitimli ve okuyan bir ülke yaratmak. Konferanslarımızın da ana temeli bu. Uğur Böcekleri Projemiz, sosyal medyada çok duyurmadığımız bir proje. Çünkü iyilik yapar görünmek yerine iyilik yapıp, görünmemek ana prensibimiz. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin peşinden gitmeye çalışan bir ekibiz. Uğur Böcekleri Projesi kapsamında verdiğimiz eğitimlerde, üniversite öğrencilerine; dürüstlük, iş kalitesi, girişimcilik, vatan sevgisi ve hoşgörüyü öğretiyor ve hayal gücünü kaybetmeye başlayan çocuklara, siz bu ülkeye bir şeyler katabilirsiniz, vurgusu yapıyoruz. Seminer sonrası geri dönüşler çok iyi. Şu ana kadar beş yüz bine yakın insana, yatılı okullara, çocuk esirgeme kurumlarına ve cezaevlerine eğitimler verildi. Yüz atmış sekiz tane de küçük iyilik fikri hayata geçirildi.

Türkiye’de ve dünyada, iki bini aşkın eğitim ve seminer düzenlediniz. Düzenlediğiniz etkinliklerde, ele aldığınız konular nelerdi ve öncelikli olarak hangi kitleye hitap ediyorsunuz? 

Evet, kitaplarımın yanı sıra üç bine yakın eğitim ve seminer düzenledim. İlk olarak konferanslarıma, beden dili eğitimiyle başladım ve çok ilgi gördü. Ama sonrasında gençlerle bir araya gelmek istedim ve üniversitelere gittim, gençlerle sohbet etmeye başladım. Gençlerin ruhlarını kaybettiğini gördüm ve hepsi iş hayatında torpilsiz hiçbir şeyin olmayacağına inanıyorlar bu nedenle yurt dışına gitmeyi düşünüyorlar. Gençlerin böyle kaygıları varken beden dili değil başka şeyler anlatmam gerektiğine karar verdim. O günden sonra anlattıklarım çok değişti ve ülkelerine, çevrelerine bir şeyler katmalarına dair konferanslar verdim.

Genel Müdürlüğü’nü Gizem Şalcıgil White’in yaptığı, Turkish Coffee Lady Projesi’ne dâhil olma sürecinizden ve projenin ileriye yönelik planlarından bahseder misiniz?

Rotterdam’da düzenlediğim bir konferansta birinin aracılığı ile Gizem’i tanıdım. Hollanda’da yerel kıyafetlerimizle, Türk kahvesini tanıtıyorlardı. Herhangi bir kazanç elde etmeden böyle bir emeğin peşinde olmaları beni çok etkiledi. Zamanı geldiğinde de başlattığı bu projede yanında oldum. Türk kahvesinin, markasını kaybetmemesi inancıyla girdim ve Washington’da, “Turkısh Coffee Lady”i açtık. Kırk bini aşkın Türk kahvesi sattık. Hollandalıların, yunan kahvesi diye bildikleri kahvemizi tanıtmaya çalışan bir grup var ve her şeye destek veren insanların özellikle bu projelere destek vermesi lazım. Gücümüz yeterse Washington’da, Dulles Havalimanı’nda yer açacağız. Yoğun bir gidiş geliş noktası olduğu için Türkiye’yi ve Türk kahvesini orada tanıtmanın önemli olacağını düşünüyorum. Gizemin girişimciliği ile başaracağımızı düşünüyorum

Yaptığınız projelerde vermek istediğiniz mesaj nedir?

Öncelikle bir projemizden bahsederek başlamak istiyorum. Manisa Demirci’de bakımsız kayısı ağaçları vardı. Sonrasında oraya bir dershane açtık ve “Kara oklar Ekolojik Hayat Çiftliği” adında bir çiftlik kurduk. Dershanelerde çocuklara eğitimler vermeye başladık özellikle çiftçi çocuklarını eğittik. TÜBİTAK ile proje yaptık ve çocuklar ağaçlardan topladıkları meyvelerle bir marka yarattılar. O dönemin kaymakamı Atilla Kantay da destek oldu ve proje yavaş yavaş büyüdü. Türkiye’nin, “En İyi Organik Tarım Çiftliği Ödülü”nü aldık. Bu anlattığımda verdiğim mesaj şu: karanlığa küfretmektense bir mum yakın. Bizim üretim yapmamız lazım. Çünkü bu ülkeyi üretim kurtaracak. Bu vatan; kahvede siyaset konuşarak değil tarlada, fabrikada, okulda üreterek sevilir. O yüzden emek vermeye hep beraber devam edeceğiz.

 

SPOT: İyilik yapar görünmek yerine iyilik yapıp, görünmemek ana prensibimiz.

SPOT: Hayal gücünü kaybetmeye başlayan çocuklara, siz bu ülkeye bir şeyler katabilirsiniz, vurgusu yapıyoruz.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.