Esra Oflaz Güvenkaya: Kadınlar iş hayatında manipülasyona uğruyor

09.03.2021
Esra Oflaz Güvenkaya: Kadınlar iş hayatında manipülasyona uğruyor

Medya sektöründe kadın yönetici olarak başarılara imza atan MCD Life Medya Yönetim Kurulu Başkanı Esra Oflaz Güvenkaya, MAG Mart sorularını yanıtladı. 

 

Çalışmadan ve üretmeden bir hayat düşünemediğini belirten Güvenkaya, “ Yüzlerce genç ile çalıştım ve maalesef maymun iştahlı olan ve ya evlenince işi bırakan pek çok zeki, yetenekli, kadınının potansiyellerinin en üst seviyesine ulaşamadıklarına tanıklık ettim” diye konuştu. Kadınların iş hayatında manipülasyona uğradıklarını da vurgulayan Esra Oflaz Güvenkaya, kadınlara tavsiyelerde bulundu.

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

İş hayatıma genç yaşta atıldım. Medya da yabancı menşei programların telif hakları konusunda uzmanlaştım. Yasal hakları yanında alım – satımı, distribüsyonu, pazarlaması, yerelleştirilmesi yani mutfağını öğrendim. Pek çok dizi, program, film, çizgi film, pembe dizilerin Türkiye’de yerli kanallara distribüsyonunu yaptıktan sonra hayalimi gerçekleştirmek için Türkiye’de ihtiyaç duyulan yabancı tematik kanalların temsilcilik haklarını almaya başladım. Yabancı tematik kanalların Türkiye’de telif haklarının legalizasyonu konusunda çalıştım. Sonrasında MTV Avrupa, Nickeledeon, Eurosport, RTL, National Geographic ve Euronews gibi kendi konusunun en iyisi olan pek çok tematik kanalın kablo, DTH, mobil, VOD’un lisans haklarını dağıttım. Ardından MTV, Eurosport, National Geographic, Nickeledeon, Sci Tech, Euronews, Kidz – Animez ve Lifetime kanalarının Türkiye lisans haklarını alıp yerel kanallarını Türkiye’de açtım. Bu yerel kanalları açmak konusu benim için gerçekleşen hayalim oldu. Çocuklar, gençler ve kadınların eğitimi , güçlendirilmesi için onlarca sosyal sorumluluk kampanyaları yaptım. Türkiye’nin Avrupa Müzik Ödülleri’nde yer alması ve Emre Aydın, Manga gruplarının Avrupa’da ödüllerle taçlandırılmaları ile gençlere verdiğim sözü tutmuş oldum. Ayrıca kadınların güçlendirilmesi için pek çok kampanya yaptım. Türk kadınının global medyada güçlü kadınlar arasında yer almasını sağladım.

 

Vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?

Öncelikle ihtiyaç olan ürünlere odaklanmaya ve niyetin gücüne inanıyorum. Talep ve niyet dengesine. Türkiye’ye her zaman ihtiyaç olan konusunun en iyi tematik kanallarını getirmeye niyet ettim ve niyetimi sadece ticari değer değil toplumumuz için katma değer yaratmaya odakladım. Böylece başarı gelirken sosyal sorumluluk kampanyaları ile her zaman geri dönüş sağladım. Çünkü evrensel enerji alanında niyetin çok büyük bir gücü var ve pür niyet eylemi, neticeyi  gizliden yönlendiriyor bunu biliyorum. Tabii ki çok çalışmaya ve sebata inanıyorum. Sadece MTV Türkiye’yi açmak için on sene emek verdiğim düşünülürse inandığım şeyden, hayalimden hiçbir şekilde pes etmeyeceğim ortada oluyor sanıyorum. Diğer vazgeçemediğim prensibim de sezgilerimi dinlemem. İş hayatımda sezgilerimi hiçbir zaman göz ardı etmedim. İç görümüz bizleri her zaman doğru yönlendirir sadece dinlemeyi bilmek lazım.

 

İş hayatına yeni atılan kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle sevdikleri, kendilerini heyecanlandıran işi seçsinler. Mutlaka uzmanlaşsınlar ve hayallerini takip etsinler. Çünkü hayaller ile niyet arasında direkt bir bağlantı var. Geve evrensel enerji alanı hayallerimizi gerçekleştirmemiz için tılsımlı vesileler ile yaren olur yanımıza. Ayrıca sebat etmeleri , sezgilerini dinlemeleri kendilerini geliştirmeleri çok mühim. Son olarak kariyerlerini geçici bir heves olarak değil üretmek, en iyi versiyonlarına ulaşmak, layıkıyla var olmak için aileleri ile beraber yürütebileceklerini idrak etsinler. Yüzlerce genç ile çalıştım ve maalesef maymun iştahlı olan veya evlenince işi bırakan pek çok zeki, yetenekli kadının potansiyellerinin en üst seviyesine ulaşamadıklarına tanıklık ettim .

 

Kadınların iş hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınlar iş hayatında çok önemliler fakat halâ hakkettikleri yerde değiller maalesef.  Genellemede kadınların erkeklerle aynı fırsat eşitliğine sahip olduklarını, eşit davranıldıklarını gözlemlemiyorum. Terfi, yönetsel pozisyon sorunları var. Toplumumuzun büyük kısımı da halâ kadının kimliğini ev kadını – anne olarak tanımlıyor ya da genç kadının okul hayatı bittikten sonra evlenene, çocuk sahibi olana kadar olan sürede geçici kariyer yaptıklarını farzediyorlar. Kadınlar önce iş hayatında kendi değerlerini bilmeliler, hedeflerine kilitlenmeli ve sezgileriyle çok yüksek olan yaratma güçlerinden faydalanmalılar. Halâ potansiyallerinin farkında değiller ve maalesef manipülasyona uğruyorlar.

 

Çağdaş kadını tanımlar mısınız? Çağdaş kadın hangi özelliklere sahip olmalı?

Ben çağdaş kadınları, eğitimli, donanımlı, kendi kararlarını kendileri verebilen, ekonomik bağımsızlıkları olan ve ruhsal, holistik dengede tanımlıyorum ve bu doğrultuda kendilerini geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Şayet imkânları varsa mutlaka İngilizce de öğrenmeliler.

 

Kadınlar iş hayatında ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? Kendi sektörünüzde yaşadığınız deneyimlerden ve gözlemlerden bahsedebilir misiniz?

Ben medya sektöründe kadın patron olarak çok fazla kadınla çalıştım. Kendi şirketlerimde kadınlar her zaman eşit statü, ücret ve yönetsel pozisyon fırsatlarında oldular. Ancak medyamızın genelinde halâ toplumsal cinsiyet ekseninden dikey ve yatay ayrışma yaşadıklarını düşünüyorum.

 

İş ve sosyal hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

Çok hiper ve multi task bir yapım var. Ancak iş ve sosyal hayat dengemi son on sene içinde layıkıyla kurabildim diyebilirim. Kariyerimin ilk dönemlerinde kariyerim hep ağır basan, öncelikli olandı. Artık sadece iş ve sosyal hayat dengesi değil holistik olarak da ahenge inanıyorum. Yani kalp, zihin, beden ve ruh dengesine. Holistik denge olursa yaşamın tüm diğer konuları da dengede oluyor.

 

Çalışmanın ve üretmenin size neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?

Çalışmadan ve üretmeden bir hayat düşünemiyorum. İnsanın kendi kararlarını alması, ekonomik bağımsızlığının olması, üretmesi, kalbini dinlemesi ve kendi ruhuna değmesi yaşamın olmazsa olmazı. Bu nedenle kız çocuklarının eğitimi ve kendilerinin en iyi versiyonlarına ulaşabilmeleri için yıllardır büyük emek veriyorum.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dünya genelinde ne gibi bir farkındalık yaratıyor?

Öncelikle kadın hakları çok mühim bir konu. Türkiye’de Atatürk kadınlara haklarını 1930’lardan itibaren bir dizi yasa ile vermeye başladı ve 1934’te tüm dünyaya örnek yasallaştırdı. Minnet dolu olmalıyız İsviçre’den bile önce sahip olduk. Düşünün ki Birleşmiş Milletler’in Kadınlar Günü’nü kabul etmesi ve kutlanması 1975. Kadınların anne olduğu ve nesilleri yetiştirdiği de dikkate alınırsa daha da önem kazanıyor. Sahip olduklarımızın değerini bilmeli sahip çıkmalı, kutsamalı ve kutlamalıyız.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için vermek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?

Kadınlar önce kendi değerini bilmeli, kendilerini sevmeli, haklarına sahip çıkmalı ve dünyanın sürdürebilirliği için her konuda ne kadar elzem olduklarını idrak etmeliler.

 

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.