Burak Sarımola: Türkiye’de seri katil rolünü oynayabilen ender oyunculardanım

15.05.2021
Burak Sarımola: Türkiye’de seri katil rolünü oynayabilen ender oyunculardanım

TRT 1 ekranlarında her Pazar yayınlanan Teşkilat dizisinde Rainer karakterine hayat veren Burak Sarımola, oyunculuk kariyerini ve gelecek hedeflerini MAG okurları için anlattı. 

 

Oyunculuk kariyerine 1988 yılında Yeşilçam döneminde başlayan Burak Sarımola bilinen aksine sektörde otuz iki senedir bir çok karaktere hayat veriyor. Gülbeyaz dizisi ile tanıdığımı başarılı oyuncu, kariyerini, gelecek hayallerini MAG okurları için anlattı.

 

Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile dört yıl çalışma fırsatı bulan Burak Sarımola o dönemi şu sözlerle anlattı: “ Ferdi Tayfur’la “Allahım Sen Bilirsin” diye bir filmde daha oynadım. Bu filmlerden sonra Zeki Alasya ve Metin Akpınar beni yanlarına aldı. Onlarla dört sene boyunca çalıştım. Aslında tam da o dönemde oyunculuğun bir meslek olduğunu anlamaya ve yaptığım işi daha da sevmeye başladım. Sonrasında birbirinden farklı karakterlerle başka projelerde de yer aldım”

 

Bu sıralar TRT1 ekranlarında yayınlanan Teşkilat dizisinde anti kahraman bir karakter rolü üstlenen başarılı oyuncu, “ Teşkilat güzel ve anlamlı bir proje. Rainer karakteri benim oynamak istediğim türden bir roldü. Aykırı, asi, kötü… Anti kahraman karakterleri her zaman sevmişimdir. O yüzden de kabul etmemde bu faktörlerin büyük etkisi oldu” diye konuştu. Bir seri katili oynamayı çok istediğini belirten Sarımola, “Türkiye’de bu tarz bir karakteri oynayacak ender oyunculardan biriyim. Bu konuda mütevazı olmayacağım. Umarım bir gün gerçekleştirebilirim” dedi.

 

Sizi “Gülbeyaz” dizisinde canlandırmış olduğunuz “Hami” karakteri ile tanıdık. Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Gülbeyaz dizisinin olduğu zamanlar aslında kariyerimin ortalarıydı. Oyunculuğa 1988 senesinde TRT tek kanalken Yeşilçam zamanı başladım. Dokuz yaşımdayken bir aile dostumuz vasıtasıyla TRT’ye gidip genel müdürle tanışmıştım. Onun desteğiyle fotoğraf çektirip deneme çekimlerine girdim. İlk projem, ortalama iki yüzlü elli çocuk içerisinden seçildiğim Erdoğan Tokatlı’nın yönettiği “Çaylar Şirketten” adında bir Yeşilçam filmiydi. Serüvenim de tam olarak böyle başlamış oldu. Hemen ardından Ferdi Tayfur’la “Allahım Sen Bilirsin” diye bir filmde daha oynadım. Bu filmlerden sonra Zeki Alasya ve Metin Akpınar beni yanlarına aldı. Onlarla dört sene boyunca çalıştım. Aslında tam da o dönemde oyunculuğun bir meslek olduğunu anlamaya ve yaptığım işi daha da sevmeye başladım. Sonrasında birbirinden farklı karakterlerle başka projelerde de yer aldım. Askerliğimi Karadeniz’de yaptım, sonrasında İstanbul’a döndüm derken şivesine aşina olduğum rolün Beşiktaş alt yapısında futbol oynayan biri olması tam da aradığım gibi bir karakterle beni karşılaştırdı. O kadar benzeşen bir karakterdi ki otomatik olarak Gülbeyaz dizisi kariyerimin ortaları olmasına rağmen parlamamı sağladı. O yüzden genellikle izleyiciler beni Gülbeyaz dizisinden hatırlıyorlar. Halbuki dediğim gibi sektörde otuz ikinci senem.

 

Pek çok dizi ve filmde yer aldınız. Beyazperde mi ekran mı diye sorsak…

Bir oyuncu olarak yer aldığım işin nerede yayınlandığıyla ilgilenmiyorum. Beni heyecanlandıran şey kamera. Ekrana da sinemaya da kamera sayesinde ulaşıyoruz. Ben kamera oyunculuğunu sevenlerdenim. Evet, tiyatro yaparak sahnede de bulundum ve onun tadını da çok iyi biliyorum ama kamera bende farklı bir duygu uyandırıyor. Ekran ya da sinema olarak ayıramam.

Son olarak Teşkilat dizinde Rainer karakterine hayat verdiniz? Proje hakkında neler söylemek istersiniz?

Teşkilat, güzel ve anlamlı bir proje. Rainer karakteri benim oynamak istediğim türden bir roldü. Aykırı, asi, kötü… Anti kahraman karakterleri her zaman sevmişimdir. O yüzden de kabul etmemde bu faktörlerin büyük etkisi oldu. Dizi çok yakın zamanda yayın hayatına girdi. Bu sebeple izleyip değerlendirmek için çok uzun bir vaktim olmadı. Ben bu tarz durumlarda projenin bütününden ziyade oynayacağım karakterin senaryoya etkisi açısında yaklaşıyorum. Rainer, oynamaktan keyif aldığım karakterler arasında.

 

Hayalinizdeki rol nedir?

Seri katil psikolojisi oldukça ilgimi çekiyor, anti-kahraman karakterleri çok seviyorum. Dexter mesela sevdiğim kahramanların başında gelir. Bir seri katili oynamayı çok isterim. Türkiye’de bu tarz bir karakteri oynayacak ender oyunculardan biriyim. Bu konuda mütevazı olmayacağım. Umarım bir gün gerçekleştirebilirim.

 

Oyunculuk dışında oyuncu koçluğu da yapıyorsunuz. Oyunculuk yapmak isteyen gençlere önerileriniz nedir?

Tabii ilk olarak eğitim diyeceğim. Eskiden eğitimlere ulaşmak çok daha zordu fakat günümüzde atölyeler, akademiler, özel dersler fazlasıyla mevcut. Ben de eskilerden sayılırım bu eğitimlerin eksikliklerini yaşadığımız zamanları hatırlıyorum. Sette tecrübe ederken tabiri caizse düşe kalka öğrenirdik. Eğitim o kadar önemli ki, öncelikle bu kişinin oyunculuk mesleğini yapıp yapamayacağını anlaması için en önemli adım. Ki sonrasında alınan eğitimler kişiyi oyuncu yapacak anlamına da gelmiyor. Kendini tanıyarak, donanımlı hale getirerek, kendi yollarını, metotlarını ortaya çıkarmaları gerekiyor. Araştırmalılar, okumalılar, izlemeliler ve gözlem yapmalılar. Kamera önünde bizden istenen insan olmamız. Bu yüzden sokaktan uzaklaşmasınlar. Asıl malzeme sokakta. Kendilerini sürekli güncel tutmaları gerekiyor. Artık her şey, herkes ulaşılabilir durumda. Öncelikle kendilerine nasıl ilerleyeceklerine dair rota çizsinler. Bu da ancak alınan eğitimler yardımıyla olacaktır.

 

Yıllardır bu sektörün içinde olan birisi olarak düne ve bugününe dair yorumlarınız nelerdir? Oyunculuk yetenekten güzelliğe evrildi diyebilir miyiz?

Aslında kamera oyunculuğunda değişen bir durum yok. Güzel ve yakışıklı olma hali her zaman önemliydi. Görsel bir iş yapıyoruz ve bu sebeple de görselinizin istenen karaktere uygun olması gerekiyor. Güzel diye altı çizilen formlara uygun olmasanız da rol aldığınız karakterle uyuşmanız ve isteneni ortaya çıkaracak yeteneğe sahip olmanız yeterli. İstenilen güzellikte olabilirsiniz de olmayabilirsiniz de karizmanız da oyunculukta size farklı bir yol açabilir. Güzellikten ziyade görsellikse eğer sorduğunuz, evet kamera görsellik ister. Sıradansanız kamerada çok bir şey ifade etmezsiniz. Çok iyi bir oyuncu da olsa, dikkat çeken bir fiziki görünümü de olsa sıradan olmaması gerekiyor. Bu yüzden yetenekten güzelliğe evrildi denmesine inanmıyorum. Güzellik her zaman önemliydi. Yurt dışında da ülkemizde de durum böyle. Kırk bir yaşındayım ve görselliğime önem veriyorum. Spor yapıyorum, iyi görünmek için uğraşıyorum. Tabi görselliğe bu kadar eğilirken içi boş bir güzellikten bahsetmiyorum.

 

Düzenli olarak spor yapıyorum dediniz. Neler yapıyorsunuz, beslenmenize dikkat ediyor musunuz?

Düzenli olarak fitness yapıyorum. Hem psikolojik olarak hem de fiziki olarak daha iyi hissetmemi sağlıyor. Sporla birlikte tabii sağlıklı beslenmeye de dikkat ediyorum.

Burak Sarımola’yı üç kelime ile anlatın desek…

Siyah, beyaz, Beşiktaş. Benim için Beşiktaş, hayat felsefesidir. Hayatımda da her zaman bir şey ya siyahtır ya beyaz. Benim hayatımda “ama, belki, fena değil, sanırım” gibi kelimeler yoktur. Net olmayı severim. Hayata da bu şekilde bakıyorum.

 

Yeni nesil oyunculardan en beğendikleriniz kimler?

Şu anki popülerliği yokken de Merve Dizdar’ın, Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusu olduğunu iddia ediyordum. İki kere partner olarak oynadık. Onu son dönemlerin en yetenekli, en genç kadın oyuncularından biri olarak görüyorum. Hem çok seviyorum hem de oyunculuğuna bayılıyorum.

 

Dijital platformlar son yıllarda büyük ilgi görüyor. Sizin bu sektöre bakış açınız nedir?

Dijital platformların artması ve bu alanlarda yayınlanacak işler yapmak uzun zamandır beklediğim, istediğim bir şeydi. Umarım ilerleyen zamanlarda daha da özgür hikâyeler hayata geçer. Aykırı projeler sevdiğimi söylemiştim. Televizyonda zaten daha çok totale hitap eden işler yapılıyor. Bu yüzden tüm ümidim dijital mecrada. Benim oyunculuk tarzım da daha çok bu projelere doğru kaydı. Umuyorum yakın zamanda çok daha güzel işler ortaya çıkar.

 

Önümüzdeki günlerde sizi yeni bir projede görebilecek miyiz?

Hayatın ne getireceği belli olmaz. Masada çok fazla iş var. Görüştüklerim oluyor fakat netleşen bir proje yok. Tümay Özokur Akademi’de dersler veriyorum, bir yandan oyuncu koçluğu yapmaya devam ediyorum. Ben de bir sonraki projemi heyecanla ve merakla bekliyorum.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.