Estel Lita Russo “geleceğini sanatı”nı tablolara yansıtıyor

08.07.2021
Estel Lita Russo “geleceğini sanatı”nı tablolara yansıtıyor

Geleceğin trendleri STEAM (science, technology, engineering, arts and maths) kavramıyla tanımlanıyor. Yani günümüzde sadece fen, teknoloji, matematik, mühendislik veya sanat bilmek geleceğe yön verebilmek için yeterli olmuyor. Sanat dünyasında ise STEAM kavramı, çok yönlü bakış ve yeteneğin birleşmesiyle gerçekleşiyor. Sanat ile teknolojinin bir arada olması için hem sanattan hem matematikten hem de teknolojiden anlamak ve en önemlisi de tüm bunların uyumunu sağlayabilmek gerekiyor. Geleceğin sanat akımları bu kavramla açıklanacak ve bu geliştirilecek bir beceri…

Dijital sanatın günümüzdeki en dikkat çeken kolu ise kaynağını akıllı cihazlardan alan mobil sanat akımı… 2017 yılında gazeteci ve sanatçı Marie Laure Desjardins’ın manifestosunu yazdığı mobil sanat, teknolojinin gelişimi ile çok daha fazla sanatçıyı etkisi altına alıyor. Yeni ve özgürlükçü bir sanat dalı olan mobil sanat Türkiye’den de birçok sanatçıya ilham veriyor. Bunlardan biri de Estel Lita Russo.

Estel Lita Russo, iş ve sanat çok yönlü deneyimleri ile Türkiye’nin yetiştirdiği yenilikçi sanatçılar arasında yer alıyor. Hayatı boyunca sanatla iç içe bir yaşam süren Russo, “geleceğin sanat akımı” olarak görülen mobil sanatı ülkemizde duvarlara ve tablolara yansıtıyor. Russo’yla renkli sanat yolculuğu ve Türkiye’de yeni yeni tanınmaya başlanan mobil sanatla ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik:

– Öncelikle köklü sanat yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Sanatla hep iç içe bir yaşamım oldu. Daha 8 yaşındayken iplerden minik bebekler yapıp onları seslendirirdim. 11 yıl önce kurduğum Kuklita Kukla Atölyesi’nde kuklalar üretip dersler verdim. Aynı zamanda 3 kukla oyunu yazarak sahneledim. Yıllar içinde resim, seramik, heykel ve fotoğrafçılıkla ilgili çalışmalara imza attım. Sanat yolculuğuma bilgisayar sektöründeki çalışmalarım da eşlik etti. Sektörün yeni yeni parlamaya başladığı 1980’lerin ikinci yarısından itibaren yaklaşık 25 yıl boyunca bilişim sektöründe çeşitli pozisyonlarda görev aldım. Şimdi de tüm deneyimlerimi harmanladığım yeni bir serüvene yelken açarak sanat yolculuğundaki rotamı “geleceğin sanatı”na çevirdim ve hayal gücümü mobil sanat eserlerine yansıtıyorum artık.

– İlgilendiğiniz sanat dallarını mobil sanatla nasıl buluşturdunuz?

Bugüne kadar yaptığım her çalışma birbiriyle iç içe girerek gelişti diyebilirim. Resim yaparken tek bir malzemeye bağlı kalmamak ve mix media kavramıyla tanışmak malzeme bilgimi geliştirdi. Seramik ve heykel kuklacılığıma katkı sağladı. Fotoğraf dersleri ve bol fotoğraf çekmek, bakış açımı ve resimleri düzenleme yeteneğimi zenginleştirdi. Tüm bu eğitimler ve çalışmaların yanında bilişim sektöründeki yıllarım ve bilgisayar eğitmenliği günlerim teknolojiyle hep iç içe yaşamamı sağladı. Kısacası her şeyin birbirinin üzerine eklenmesi, mobil sanatın kapılarını hızlıca aralayarak bu sınırsız dünyaya adım atmamda en önemli etken oldu.

– Bu sanat dalı sizin için ne ifade ediyor?

Mobil sanatla tanıştığım anda, bunun o ana kadar ilgilendiğim ve üzerinde çalıştığım her şeyi içinde barındırdığını fark ettim. Bu elbiseyi üzerime giydiğim anda oturuverdi adeta. O günden sonra da durmadan üretmeye başladım. Bazen gece üçe kadar çalışıyorum ve hiç yorgunluk hissetmiyorum. Tamamen ellerimin, kalbimin ve tabi ki teknolojinin götürdüğü yere giden eserler ortaya çıkarıyorum. Kimi zaman rastlantılarla farklı bir yolculuğa çıkıyorum, kimi zaman eski bir çalışmamı fon olarak kullanıp farklı dokular yaratıyorum, kimi zaman da sadece bir daire çizerek yola çıkıp çok sevilen soyut bir eser üretiyorum. Teknolojinin ve programların yaptığı sürprizlerse hep daha orijinale ulaşmamı sağlıyor.

– Bir resimden kaç tane üretiyorsunuz?

Üretim fotoğraf mantığıyla yapılıyor. Ben işlerimi sınırlı sayıda ve kalite belgesi olan bir merkezde bastırıyorum. Koleksiyonerlere bir sertifika veriyorum. Bu sayede aldıkları eserden kaç tane basıldığını ve kendilerininkinin kaçıncı baskı olduğunu biliyorlar.

– Biraz da bilmeyenler için mobil sanattan bahseder misiniz?

Mobil sanat adı üstünde ‘mobil’ olabilen teknolojik aletlerle yapılıyor. Bir mobil sanatçı çalışmalarında sadece cep telefonu ve tablet kullanıyor. Laptop bile kullansa, o eser artık mobil sanat değil dijital sanat oluyor. Bir tablet ve bir cep telefonumuz olduğunda bir sanat eseri yaratmak için her şey elimizin altında oluyor. Bir resmi üretmek için birçok farklı aplikasyon kullanılıyor. Resim yaparken tablet kullanmanın, fırça ve tuval kullanmaktan hiçbir farkı yok. Kalemlerimiz, fırçalarımız, kağıtlarımız, tuvallerimiz, rengarenk boyalarımız, her şey tabletimizin ve telefonumuzun içinde. İşin en güzel yanı da bu resimleri uygun bir çözünürlükte çizdiğimizde baskısı da çok kaliteli oluyor. O kadar ki birkaç çalışmamı yağlıboya zannedenler oldu.

– Mobil sanatın sanat dünyasındaki yeri sizce nedir?

Mobil sanat, yurtdışında olduğu gibi Türkiye’de de giderek daha popüler hale geliyor. Plastik sanatların yeri tabi ki ayrı, onlar hiçbir zaman önemlerini yitirmeyecekler. Ancak, Dijital sanat ve onun hızla gelişen bir kolu olan mobil sanat giderek daha da önem kazanacak. İlk çıktığında sanat olarak kabul edilmeyen fotoğrafın kendine nasıl bir yer edindiğine bakın… Fotoğrafçılıkla ressamlığı biraraya getirmesi Mobil sanatı daha da değerli kılıyor. Yaratılabilecek eserler sonsuz! İleri görüşlü koleksiyonerler bu eserleri toplamaya başladı bile.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.